Kayıtlar

Mayıs, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Seversen Sen Seni

tekrar söylüyorum, öğretmezsen öğrenemem. tekrar söylüyorum bir son var, son defanın bile sonu, yalvarmanın son seferi, rol yapmayı bilmemeyi bilmenin, söylemenin son seferinin bile bir sonu var. beni sevmezsen sevilemem, seni sevmezsem sevemem. bayat sözlerin yayığı gene kalpte eski lavabo pompasından aşk aşk aşk  diye fışkıran ses dövüle dövüle kesilmiş sütün suyu  değiştirilmesi imkansız sözcükler... korkutuyor yine! sevmemek, sevmek ve seni değil, seviliyor olmak ve senin tarafından değil, rol yapmayı, rol yapmayı bilmemeyi bilmek, ben ve seni sevecek olan diğerleri, severlerse seni...

Ümit?

Bir arpa boyu yol gidemedim arz ederim.  Hayatımı aldığım kararlar ve uygulamadığım aynı kararlar ile ite kaka sürdürmekteyim.  Vardır dimi bu tünelin bir çıkışı? Vardır bence..

Yolun Yanlış Tarafındakiler

Resim
On the wrong side of the road  It’s always cold  On the wrong side of the road  I lost all hope  On the wrong side of the road  Death is slow  On the wrong side of the road  I’ll never get back home home
Resim
Ne ifade ediyor size bu resim?  Mesela safi özgürlük?
"Müzik dinlemek" Bun cümleyi bir cevap olarak kabul edersek eğer hangi soru-soruların cevabıdır acaba? Mesela 'Hobileriniz neler?' sorusuna  verilen cevapların  neredeyse herkes tarafından söylenenidir müzik dinlemek. Bazen en sevdiğiniz şarkı nedir derler bazen favori filmleriniz nedir derler, kitaplar için de geçerlidir bu. Bense bu soruların hiçbirini yanıtlamak istemem. Çünkü bilirim ki tüm bunlar ruh halime göre değişiklik gösterirler. Karamsarlığın sınırlarında dolaştığım bir anda dinlediğim ve beğendiğim bir şarkıyı moralim düzgünken dinlersem zevk alamam aksine düzgün olan moralimi hiç ederim.  Hadi artık sadede gel diyenler olacaktır şu noktada ve haklılar. Bundan bahsetme sebebim her ne kadar beğeniler genel anlamda değişken de olsalar, birçok kuralın istisnası olduğu gibi bunun da istisnası vardır. Mesela benim için  The Swell Season-Alone Apart   istisnalardan biridir. Aslında daha çok efkarlı bir ruh haline hitap etse de onu dinledikten sonra bozu...

İnsanlar Üzerine

”İnsanların hepsi bir değildir. Ben kendim iyi insan olmak isterim, fakat kötü olanlara da hayretle bakmam. Hatta kızmam bile, ancak kötülükleri bana taalluk ederse kendimi müdafaa ederim. Şunu esas olarak kabul etmeliyiz ki, insanların hemen ekserisi yalnız kendilerini düşünür. Dünyadaki bütün felaketlerin, uygunsuzlukların, bayağılıkların sebebi işte bu her şeyden evvel kendini düşünmek illetidir. İlk bakışta insana bir kurnazlık ve akıllılık gibi görünen bu hal hakikatte aptallıktır. İnsan başkalarına yardım ettiği, başkalarını sevdiği kadar yükselir. Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. Hatta mukabele edilmesini bile beklemeden sevmek. Başka bir insanı bahtiyar edebilmek, kendini bahtiyar edebilmekten daha güç fakat daha insancadır. Bugün böyle düşünenlere saf, hatta enayi derler. Fakat ne derlerse desinler, biz kalbimizin ve kafamızın doğru bulduğu şeyleri etrafın ne dediğine bakmadan yapmalıyız. Hayatta en büyük vazife, en büyük saadet olarak şunu almak ...

Mutluluğun sırrı?

Hala anlayamadınız değil mi? Önemli olan haklı ya da haksız olmak değil. Kavganın kazananı yoktur. Ya kaybedersiniz ya da daha çok kaybedersiniz. Önemli olan kalp kırmamak. Önemli olan yargılamadan, karşılıksız sevebilmek ve iyilik yapabilmek. Haklı bile olunsa özür dileyecek kadar asil olmak, bilge olmaktır. Egonuzu kontrol edemediğiniz sürece, o sizi kontrol etmeye devam edecek. Böyle olduğu sürece tüm dünya sizin bile olsa asla mutlu olamazsınız... Albert Einstein

Entrance

Bugün yazmaya başlayacağım, yoksa içimdekiler beni boğacak. Birçok yerde karşılaşmıştım yazmanın ruhu rahatlattığı ile, ama bunları görmeden önce de ben derdimi kağıdımla paylaşıyordum, bazen sevincimi de. Kendimi sadece ona açabiliyordum çünkü beni dinleyen birini bulamıyordum, içimi açabilmek için güvenebileceğim kimse yoktu hayatta. Kaç yaşına geldim, onca yıl geçti ömrümde hala bulabilmiş değilim güvenebileceğim birini. İnsanlar artık o kadar kaybettiler ki benliklerini derdinizi paylaşabileceğiniz, sırtınızı dayayabileceğiniz en azından bir tane dostunuz varsa sevinin. Ona sıkı sarılın ve onu kaybetmemek adına neyiniz varsa ardınıza koymayın. Kazanmak o kadar zor ki hayatta oysa kaybetmek ne kadar kolay. Peki ya hiç kazanamayanlar? Hiçbir şeyi olmayanlar? Sesini duyuramayanlar? Kendi başlarına yastık yorganı gözyaşlarıyla ıslanan ama sırtını sıvazlayanı olmayanlar..  İnsanın istediği o kadar basit bir şey ki hayatta aslında. Çok basit bakın ciddi söylüyorum. Sadece bir...