15 temmuz 2016
biraz da dün ve bugünü değerlendirelim.
15 temmuz 2016 ve 16 temmuz 2016.
dün gece ülkemde "darbe girişimi" adı altında askeri kanalların içinde bulunduğu ve bazı hukuksuz oluşuma mal edilen bir hareket vardı.
benim için soru işaretleriyle doluydu dün gece.
burada istanbul'da sabaha kadar uyuyamadık.
çünkü camilerde selalar, havada helikopter ve f16 lar geziyordu.
ses bombaları ve gerçek bombalar patlıyor,silah sesleri eksik olmuyordu.
bir ara uyumuşum ama önce bir füze ve ardından bomba olduğunu sandığım bir sesle uyandım.
belki ses bombası belki gerçek bombaydı emin olmak güç.
lakin dün gece ve bugün...
bizlerin umutları, güvenleri, güvenlikleri, inançları zedelendi.
yine masumlar öldü demeyeceğim çünkü bu bile etkilemiyor bizleri artık.
neden?
çünkü her gün duyuyoruz ve duyarsızlaşmaya başladık.
ve en kötüsü de ne biliyor musunuz?
biz de artık birer vahşi olmaya başladık.
vahşeti göre göre, yaşaya yaşaya alıştık.
biz de onun parçası olduk ki darbeye hayır demek için sokağa dökülürken elimize sopaları aldık, belimize silahları taktık.
önümüze gelen askeri nedir necidir demeden linç ettik, köprüden attık, kırbaçtan geçirdik ve hatta acımadık boğazını kestik.
o da yanlış yapmış evet ama bu vatan evladıdır demedik.
belki o da oyuna gelmiştir demedik.
bu ülkenin yargısının hatta Yüce Allah'ın onları yargılayacaklarını bile bile infazlarını bizler yaptık.
bakın bizler diyorum, mental açıdan kendimi bunu yapanlarla beraber görmememe rağmen aynı vatanı paylaştığımız için biz diyorum.
onlar bunlar şunlar da diyebilirdim, ama demeyeceğim.
çünkü ne kadar onlar bunlar diye milleti ayırdılarsa o kadar acımasız oldu insanlar.
o kadar tahammülsüz o kadar uç oldu.
biz beraberdik.
biz bizleyiz hala.
umuyor ve diliyorum ki hangi cephede olursa olsun hataya düşenler ne olur bir ardına baksın.
gece yatarken ne olur yaptıklarını bir düşünsün.
lütfen ama lütfen vicdanını dinlesin.
yakıp yıkmak, hayatları karartmak kolay.
ama yapmak, bir şeyler inşa etmek zor.
ama kolay bir şey var sevmek.
sabretmek zor olsa da sonu selamet.
sonunda selamet varsa bir anlamı var demektir.
ne olur sabredelim.
ne olur tahammül edelim, vicdanımıza bir kulak verelim, sevmeye çalışalım.
hepimiz insanız.
hepimiz aciziz.
her birimizin hataları, yanlışları oldu, olacak da.
ama ne olur dönülmeyecek yollara girmeyelim.
milletçe mutasyona uğratılan bilincimizin daha da vahşileştirilmesine izin vermeyelim.
siyaset koca bir yalan.
boş verin.
boş verin onları, boş verin haberleri vs.
bugün insanların çoğunu hayattan soğutan, ruhunu ve gözünü karartmasına sebep olan en önemli şeyler bunlar.
bunlardan kurtulmaya çalışın.
suçlular, hainler elbet yakalanır elbet cezasını alır.
ama bunu yapması gerekenler yapacaktır.
er ya da geç bu olacaktır.
kendimizi infaz makamı olarak görmeyelim lütfen.
ben üzülüyorum deme ne kadar samimi gelir size bilmiyorum.
ama cidden üzülüyorum.
ben gündeme göre değiştirilen algımıza tahammül edemiyorum.
dün polisi bize taşlatıp bugün aynısını askere yaptıran zihniyete tahammül edemiyorum.
yarın bizlerin de bir şekilde namlunun ucuna koyulup koyulmayacağımızın garantisi yok.
korkuyorum.
bunları yazarken bile korkuyorum.
acaba yanlış bir şey mi yapıyorum diyorum.
oysa ki ben sadece hislerimi paylaşmak istiyorum.
ben insanlığımı korumaya çalışıyorum.
her şeye rağmen...
15 temmuz 2016 ve 16 temmuz 2016.
dün gece ülkemde "darbe girişimi" adı altında askeri kanalların içinde bulunduğu ve bazı hukuksuz oluşuma mal edilen bir hareket vardı.
benim için soru işaretleriyle doluydu dün gece.
burada istanbul'da sabaha kadar uyuyamadık.
çünkü camilerde selalar, havada helikopter ve f16 lar geziyordu.
ses bombaları ve gerçek bombalar patlıyor,silah sesleri eksik olmuyordu.
bir ara uyumuşum ama önce bir füze ve ardından bomba olduğunu sandığım bir sesle uyandım.
belki ses bombası belki gerçek bombaydı emin olmak güç.
lakin dün gece ve bugün...
bizlerin umutları, güvenleri, güvenlikleri, inançları zedelendi.
yine masumlar öldü demeyeceğim çünkü bu bile etkilemiyor bizleri artık.
neden?
çünkü her gün duyuyoruz ve duyarsızlaşmaya başladık.
ve en kötüsü de ne biliyor musunuz?
biz de artık birer vahşi olmaya başladık.
vahşeti göre göre, yaşaya yaşaya alıştık.
biz de onun parçası olduk ki darbeye hayır demek için sokağa dökülürken elimize sopaları aldık, belimize silahları taktık.
önümüze gelen askeri nedir necidir demeden linç ettik, köprüden attık, kırbaçtan geçirdik ve hatta acımadık boğazını kestik.
o da yanlış yapmış evet ama bu vatan evladıdır demedik.
belki o da oyuna gelmiştir demedik.
bu ülkenin yargısının hatta Yüce Allah'ın onları yargılayacaklarını bile bile infazlarını bizler yaptık.
bakın bizler diyorum, mental açıdan kendimi bunu yapanlarla beraber görmememe rağmen aynı vatanı paylaştığımız için biz diyorum.
onlar bunlar şunlar da diyebilirdim, ama demeyeceğim.
çünkü ne kadar onlar bunlar diye milleti ayırdılarsa o kadar acımasız oldu insanlar.
o kadar tahammülsüz o kadar uç oldu.
biz beraberdik.
biz bizleyiz hala.
umuyor ve diliyorum ki hangi cephede olursa olsun hataya düşenler ne olur bir ardına baksın.
gece yatarken ne olur yaptıklarını bir düşünsün.
lütfen ama lütfen vicdanını dinlesin.
yakıp yıkmak, hayatları karartmak kolay.
ama yapmak, bir şeyler inşa etmek zor.
ama kolay bir şey var sevmek.
sabretmek zor olsa da sonu selamet.
sonunda selamet varsa bir anlamı var demektir.
ne olur sabredelim.
ne olur tahammül edelim, vicdanımıza bir kulak verelim, sevmeye çalışalım.
hepimiz insanız.
hepimiz aciziz.
her birimizin hataları, yanlışları oldu, olacak da.
ama ne olur dönülmeyecek yollara girmeyelim.
milletçe mutasyona uğratılan bilincimizin daha da vahşileştirilmesine izin vermeyelim.
siyaset koca bir yalan.
boş verin.
boş verin onları, boş verin haberleri vs.
bugün insanların çoğunu hayattan soğutan, ruhunu ve gözünü karartmasına sebep olan en önemli şeyler bunlar.
bunlardan kurtulmaya çalışın.
suçlular, hainler elbet yakalanır elbet cezasını alır.
ama bunu yapması gerekenler yapacaktır.
er ya da geç bu olacaktır.
kendimizi infaz makamı olarak görmeyelim lütfen.
ben üzülüyorum deme ne kadar samimi gelir size bilmiyorum.
ama cidden üzülüyorum.
ben gündeme göre değiştirilen algımıza tahammül edemiyorum.
dün polisi bize taşlatıp bugün aynısını askere yaptıran zihniyete tahammül edemiyorum.
yarın bizlerin de bir şekilde namlunun ucuna koyulup koyulmayacağımızın garantisi yok.
korkuyorum.
bunları yazarken bile korkuyorum.
acaba yanlış bir şey mi yapıyorum diyorum.
oysa ki ben sadece hislerimi paylaşmak istiyorum.
ben insanlığımı korumaya çalışıyorum.
her şeye rağmen...
Yorumlar
Yorum Gönder